Şehirlerarası Otoyolda, Çikolatalı Manyak

Gece yarısı, soğuk otobanda, tekeri patlak bisikletiyle, az önce kan vermiş, 6 km uzaklıktaki evine gitmeye çalışan, ve aynı anda da hiçbişey olmamış gibi çikolata yemeye çalışan bi manyak...
Evet, o Benim.. =)) :p


Sabah yine her sabah gibi Enerjik ve Mutlu bir şekilde uyanıp, en sevdiğim işim, tutkum olan Gelişim Koordinatörlüğünü yürüttüğüm Kişisel Gelişim merkezime gittim.. Günlük işleri tamamladıktan sonra, akşamda Şirkette olan Haftalık Güncel Eğitime katıldıktan sonra gece 9 gibi eve geldim.. Bisikletle gidip geldiğim için bi yandan Mutlu, bi yandan Çevreci ve bi yandan da Terliyim..

Yemeğimi yiyip, e postalarımı da kontrol ettikten sonra, Sadece bi tane izlediğim dizi “Yalan Dünya” karşısına geçtim ve kanepeye uzandım. Ve uzandıktan 2 dk sonra bi msj:

-        Merhaba, numaranızı …’dan aldım, Yarın Ameliyata giricem ve A Rh (+) kana ihtiyacım var. Akdeniz Üniversitesinde bu kan mevcut olmadığı için sıkıntı çekiyorum, kan verebilir misiniz bana ?..

Yüzümde tatlı bi tebessüm ve mutluluk.. Nefes alışımla birlikte Huzurla dolan akciğerlerimde ki Mutluluğu şuan tanımlamak imkansız..
Bunun sebebi de, kanapeye uzanmadan önce Yüzümde, boynumda ve sırtımda çıkan Sivilcelerin sıkıntısı nedeniyle, aylardır geçmemesi ve artması nedeniyle bi düşünce belirmişti zihnimde..
- ya bi ara Doktora gidip Kan değerlerimi ölçtürmeliyim ? ya kötü bişeyse bu..

Daha sonra bunu kendi zihnimde kapatmıştım, “ya geçer işte”, “hem ne ara gidiceksin ki”, vs. derken bu “Kan Verir misin ?” msj ı ile isterseniz Evrenin bana güzelliği diyin, isterseniz Yüce Rabbim’in harikalığı deyin düşüncelerimin mutluluğa dönüşmesini hissettim o msjı okurken..
Bu muazzam bişeydi.

Sizede olur mu bazen, aklınızdan geçirdiğiniz bi isteğinizin siz daha o düşünceyi bitirmeden pat diye gerçekleştiğini gördüğünüz..
İşte bende bu son 2 yıldır her düşüncemde oluyor. Ve böyle yaşamak anlatılamaz müthiş bi duygu.. Şuan bu duyguyu ifade etmeye çalışırken bile gözlerim yaşarıyor yaa..
Halleluyah / Şükürler olsun..

Telefonla aradım dedim ki:
-        tabikide Seve Seve veririm, adres verin, şuan Nereye geleyim ?

Şaşırdı ilk başta. Böyle içten ve pozitif ve istekli bir cevap beklemediğini söyledi.. Neyse atladım bisikletime gittim Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesine bisikleti kitledim ve kapıya doğru yürüdüm. Telefonu çıkarttım ve tam arıyacağım, karşıdan Onca insanın arasından masum, heycanlı ve gözlerinden değişik bir Enerji saçan bir kız geliyor. Yoğun bi şekilde kanımı vereceğim kişinin o olduğunu hissettim ve telefonla aramadan o kızı durdurdum ve o bişey demeden dedim, “Ben geldim.”

Daha önce böyle bişey hissetmemiştim ama kendimden emindim onun olduğundan. Buna isterseniz his deyin isterseniz, enerji diyin. Telefonda konuştuğu gibi heycanlı, tezcanlı, çok masum ve çok temiz bir Varlık..

Çok teşekkür ederim, ya çok iyi bir insansınız, diyerek hızlı hızlı ve telaşlı, ürkek bir Ses tonu kaplamıştı tüm bedenini. Bense bir insana yardım edeceğimin huzuru ile o kadar Mutlu ve huzurluydum ki, onun tezcanlı enerjisiyle benim huzurum büyük bi sinerji oluşturdu.

Kan vermek dünyanın en Harika bir şeyidir. Herkeslere öneririm. Kan vererek önce kan değerlerine bakıldıktan sonra bi Ünite kan ile yenilendiğini, yaşamına bir anlam geldiğini hissedeceksiniz.. Kendinizi değerli hissetmenizin yanında, bir insanın hayatına pozitif bir dokunuşta bulunmanın huzurunu da tüm hücrelerinizde hissedeceğinize eminim..

Benle birlikte Teyzesinin Kuzeninin oğluydu sanırım böyle uzaktan bi akrabası da benimle birlikte kan verdi o an. O masum, tezcanlı kız akrabasına değil bana 2 çikolata ve bi Meyve suyu almış. Çikolatalar en sevdiğim olan “Çokonat”dı. Nasıl tesadüf ama…
Çokonat deyince şu sloganlarını söylemeden kendimi alıkoyamıyorum üzgünüm bunu söylemem gerek:


Kan merkezinden çıktık ve hastane içinde en merkezi noktada 2 tane sandalye bulduk ve oturduk. Ben Hiç tanımadığım ve orda tanıştığım birine kan vermenin mutluluğunu yaşarken, o da hiç tanışmadığı ve orda tanıştığı birinden Karşılıksız Kan almasının huzurunu ve şaşkınlığını yaşıyordu.

2 saate yakın konuştuk. Sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi bi o anlattı, bi ben anlattım. Konuşmalarında da karakteristik özelliği olan masumluk, dürüstlük, tezcanlılık ve heycanı hissedilebiliyordu. Anlattığı ve anladığım kadarıyla Dış Referanslı (çevreden onay bekleyen) bir yapıya sahiptir. Ve bunun neticesinde bana sordu..
- Tanıdığın kadarıyla ben nasıl birisiyim ?..

Gülümsedim ve Dış Referanslı olmanın bazen insanı üzebildiğini anlattım. Ve Konu konuyu açtı ve nasıl olduğunu anlatamadım..

Şuan burada söylemek istedim nasıl birisi olduğunu..

+ Hissettiğim kadarıyla gerçekten olabildiğince Masum ve tertemiz birisiydi.
+ Minik tatlı çocukların heycanlı heycanlı bişeyler anlattığı gibi heycanlı ve hızlı cümleleri olan tezcanlı birisiydi.
+ Hayatı dış referanslı – çevrenin düşüncelerini ve sözlerini çok önemseyen birisiydi lakin içindeki İyi niyetle tüm evreni değiştirebilecek pozitif bir enerjiye sahip birisi..
+ Hayatta kötü tecrübeler yaşayıp, dürüstlüğün ve doğruluğun ne demek olduğunu bilen iyi bir insan.
+ 20 yaşında Gerontoloji gibi zor bir bölümü kazanıp, Hayatında büyük şeyler başarabilecek potansiyele sahip kalbi temiz güzel bir insan..
+ Yaşına, tecrübesine oranla davranışlarının ve düşüncelerinin büyüklüğünü ve hayata verdiği anlam dolu enerjiye sahip müthiş bir insan..

Seninde hep dediğin gibi, İyiki tanımışım seni…

Verdiğim Kanın tüm negatif düşüncelerini ve mutsuzluklarını giderip, huzurlu ve mutlu hisselerine dönüşmesi dileğimle..

Yardım etmek Can yakmaz…

Neyse sosyal Mesajıda verdikten sonra anlatmak istediğim şeyi paylaşayım artık.. Kanı verdim, konuştuk ve ayrıldık.. Sonra ben bisikletime gittim, 2 kolumda sızlıyor. Birinden Kan aldılar birinden de Kan değerlerime baktılar. Bisikletimin kilidini açtım ve ne görsem iyi…

Ön teker patlak…

Ve ilk verdiğim tepki büyük bir kahkaha ile “Teşekkürler Evren” cümlesiydi.. =))

Gece Saat, 23.36..
hava Soğuk,
Cebimde 2 Çokonat ve bir Meyvesuyu,
2 kolumda sızlıyor ve mor,
Bisikletimin tekeri patlak ve
Ev 6 km uzaklıkta…

Normal bir Zihnin düşüncesi ilk olarak şunu düşünürdü diye düşüyorum..
-        ya off, ne yapcaz şimdi, bütün aksiliklerde beni buluyor, kan da verdim onca yolu nasıl gidicem..

Ama size gerçekten benim ilk düşüncemi söylüyorum…
-        Süper yaa.. Kolum sızladığı için bisikletimi sürmemem gerektiğinin bir Mucizesi olarak bana bir fırsat verildi. Eve kadar o uzun yolda istediğim her şeyi özgürce ve sakince düşünmem için güzel bir fırsat daha.. Gecenin bu vakti böyle güzel fırsatları değerlendirmek harika olacak…

Kimisi Pollyannacı diyebilir, kimisi bakış açısı diyebilir ama ben diyorum ki bu Hayatın bi gerçeği.. Her zaman şuan inandım..
“Her krizde, her olumsuzlukta, her engelde görülmeyi bekleyen kocaman bi Fırsat vardır.”

Gecenin bi yarısı olduğu için soyulma ihtimalim vardı, tecavüze uğrama ihtimalim vardı.. İşin kötüsü kan verdiğim için güçsüzüm ve böyle olacak bi durumda karşılıkta veremeyeceğim.. :D

Bu işi daha da güzelleştirdi, daha da heycanlı yaptı..
Otobandan gitmeyi düşündüm hemen ve otoyola çıktım.. Kenardan kenardan arabaların vınnnnn, sesleri yanında far şovları eşliğinde yavaş yavaş bisikletimi itiyordum.

Çıkardım Çokonatımı, açtım meyve suyumu yiye-içe gidiyorum.. O an ki Mutluluğumu tarif edemem ki.. Buna kelimeler yetmez resmen..
Gecenin 00.00’ında benim soğuk, güvensiz ve o uzun yolda ki Huzur ve Mutluluğum, evlerinde sıcacık, güvenli kanepelerinde oturan insanlarda yoktu. Bundan emindim..

Çünkü ben An’ı yaşıyordum.. Ne yarını düşünüyordum o anda, nede bisikletimin tekerinin neden patladığını.. Sadece elimde ki şartlarla (çikolata, patlak teker ve temiz hava) en iyi şekilde nasıl keyif alabilirim buna odaklanmıştım.

Ve öylede oldu. Hiçbir sorun olmadan eve vardım ve bu anımı hemen yazmalıyım dedim.. Lakin bunu anca 1 hafta sonra satırlara dökebildim.. Bunun için öncelikle herkeslerden özür dilerim.. Sonra da eğer ufak bi Tebessüm bile ettiyseniz bunun içinde teşekkür ederim..

Mutluluğunuz Mutluluğumdur.. =))