Öfkeme esir ediyorum gözyaşlarımı






Şimdi nede güzel olurdu tüm bunları birinin kucağına yatıp, saçlarımın okşatırken anlatmak.. Anlatmaya başlarken Çocuk gibi naz yapsam, üstümü örtse, saçlarımı elleriyle tarasa, İnce ses tonuyla konuşsa benle..

Dokunsan ağlayacağım, kelimesinin tanımını ilk defa bu kadar derinden hissediyorum. İçimde koca bir öfke bununla birlikte Koca bir Hüzün.. Öfkeme esir ediyorum gözyaşlarımı.. Ağlarsam pişman olurum tüm yaptıklarımdan.. Öfke Krallığında Gururluyum en azından. Kendi hatırıma bile getiremeyeceğim gerçeklerimi öfkeme armağan ediyorum.

Çaresizlik değil de bir duraksama var bedenimde ve zihnimde. Yapılması gereken şeylerin yapılmadığı düşüncesi gibi Kemiriyor içimi. Evet, şuan ki duygu durumumu tam olarak karşılık gelecek kelime bu, Kemiri.. Huzursuzluğum, Umutsuzluğum, Ataletim ve Moral bozukluğumun tüm sebebi bu. Hayırlı evlat olamamakla, Özgürlüğünü yaşayamayan evlat arasında hırpalanıp duruyorum. Ne Hayırsız olabiliyorum nede Özgür.. 2 ucu da pislikli değnek hesabı. Yada Aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem bıyık.. Sen hangisini demek istersen artık..

Varlığın içinde Yokluk, Kalabalıklar içinde Yalnızlık, Başarı içinde Çaresizlik, Umut içinde Öfke… Hepsi birer ben. Ne de büyükmüşüm ben. Nede bitik ve yitik..
Kemiri sözünden sonra bir tanım daha tam oturdu şuanıma.. Bitik ve Yitik…
Puzzle’lar veriyorum size parça parça.. Birleştirseniz de olur, atsanız da.. Beni anlamaya çalışsanız da olur, yoksaysanız da yani..


Ben mi ? Evet, ben her koşulda umursamayacağım bu çevreyi.. Bugüne kadar başta ailem olmak üzere tüm çevremden, Senden bi bok olmaz, Salak, Aptal, Kendini Kandırma, Boş işler bunlar vs.. Cümlelerini işitmek eskiden acıttıysa da artık şuan acıtamıyor. Kabuk bağlamış bir yara, Vucudun en sert bölgesidir ya hani.. Bir ipi kopardığınız yeri bağladığınızda, bir daha asla ordan koparamazsınız ya hani.. İşte benim de öyle.. Acıtmanıza ve üzmenize izin vermeyeceğim artık.. Öfkelenebilirim, Sinirlenebilirim belki ama sizin bu lanetolası Negatif Cümlecikleriniz asla giremeyecek benim Hayaller diyarıma..

Neyim var ki bu hayatta.. Bırakıp gidemeyecek neyim var ki. Telefon mu, Leptop mu, Cüzdan mı yoksa onca Sertifikalar ve Diplomalar mı? Bunlar umurum da mı sanıyorsunuz.. Vazgeçemeyeceğim hiçbir şeyin olmadığının farkına varmanız için illa Canıma mı kıymam gerek.. Bunu asla yapmayacağımdan emin olabilirsiniz, İntihat etmem lakin Ölümü Koklarım her gün. Bisiklette neden ellerimi bıraktığımı ve neden kırmızı ışıklarda hiç durmadığımı ve neden TIRlarla kapıştığımı açıklamıştır umarım Ölümle yaşadıklarım..

Her gün Sabah 9’dan Gece 11’e kadar, Günde 14 saat çalışıyorum. Ve bi gram bile şikayetim yok, Çünkü Seviyorum ben Kişisel Gelişimi.. Günde 14 saat Gönüllü olarak Hizmet vermek beni Mutlu ediyorsa, bundan size ne. İnsanların hayatlarını değiştirmenin ve İnsanların kendilerini gerçekleştirip Hayallerine ulaşmalarına aracılık etmenin verdiği Mutluluğun maddi karşılığını söyleyin bana o halde ?.. Kaç milyon dolara bu Mutluluğu alabilirsiniz..
İşte ben bunu Bedava alıyorum, Kendime izin verdiğim sürece..
Günde 14 saat para almadan, herhangi bir güç sizi çalıştırabilir mi ?
İşte tek bir Güç bunu yapabilir. Bu güç de herkesin arayıp da yıllardır bulamadığı, Mutluluğun ta kendisi..

Mutluyum.. Hem de bir Ceylanın ormanda Özgürlüğü hissetmesi kadar Mutluyum.. Ne istiyorsunuz benim Mutluluğumdan.. Paylaşabilirim diyorum, tüm Huzuru ve Mutluluğu size de aktarabilirim diyorum ama Siz Mutlu olmayı değil Benim Mutlu olmamamı istiyorsunuz.. Affedersiniz ama bu biraz sıkar işte.. Ailem de olsanız, En Sevdiğim arkadaşımda olsanız Benim Şahsi ve Kişisel mutluluğuma engel olacak bir hareketinizi asla affetmem ve cevapsız bırakmam. Nasıl ben sizin Hayatınıza çomak sokmuyorsam, sizde beni rahat bırakın..


Mevlana’nın dediği gibi eğer Mutlu ve Huzurlu olmak istiyorsan yine gel.. Kapım açık.. Senden istediğim tek şey beni değiştirmeye çalışma ve Mutluluğuma göz dikme.. Mutluluğun, Huzurun, Başarının yollarını sana da göstereceğim. İstersen o yolda senle birlikte de yürürüm ama benim Hayallerime ve Hayatıma asla müdahale etmeye çalışma.. 19 yılımı bir hiç gibi yaşadıktan sonra, şu 2 yılımda kendimi keşfedip Mutluluğun dibine vurmuşken neyi yapmamam gerektiğini söylemeyin artık bana.. Siz doğrusunu yapında, Gururlanayım sizinle..

Yıllardır Ne yapmamam gerektiğini söylediniz.. yada Ne yapmam gerektiğini.. Ama hiç Nasıl yapılacağını söylemediniz.. Sanki kendiniz Ferrarilerle Villanızın önüne geliyormuşsunuz gibi, Sanki Everest’e çıkan Özgür Ruhlar gibi bana Şunu Şunu yaparsan iyi olur demeyin.. Benim iyiliğimi de istemeyin, beni de Sevmeyin.. Eğer bahaneleriniz buysa…

Pepe’nin de dediği gibi İnsan Sevdiğini Üzer mi yaa.. Koruma ve Sevgi adı altında ağzımıza sıçtınız yetmedi şimdide Geleceğime müdahaleye girişiyorsunuz bea. Farkındalık ve Bilinç bu kadar mı zor bişey yahu..

Aldığım Eğitimler Sonucu bazı Unvanlara sahip olup, Bazı Başarılara imza attığım Sevincimi paylaşayım dedim, bu sefer de Kibirli olarak görüldüm. Ağzımla kuş tutsam yinede Neden türlü kuş tuttun, diyecek bir Çevreye ve Aile yapısına sahibim. Farkındayım bunları değiştiremeyeceğimin. Bende beklentiyi sıfırlayıp, yok saymayı tercih ettim. Bi Seçim yapmam gerekiyordu, Çevrenin Negatifleri mi, Özgür Geleceğim mi ?..
Ben ise Sadece Mutluluğu seçtim..

“Hiç bir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını. Daireyi tamamla.. Gururlu, yetersiz ya da kibirli olduğun için değil, sadece artık onun senin yaşamında yeri olmadığı için. Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul. Geçmişte olduğun kişiyi bırak ve şu anda neyi istiyorsan O ol..” Nede güzel özetledi Bob Marley hayatı..

Özgür Yaşa, Mutlu ol..

Hayat hep Seçimlerden ibarettir.” M.Gültekin

Her zaman ama her zaman Mutlu olmayı seçebilirsiniz.. Ben bunun farkına varmak için 21 yılımı harcadım.. ve Her saniyesine değdi.. İyiki bunu fark etmişim..
En kısa sürede Farkınızı Fark etmeniz dileğimle..

Huzurla…