Nede güzel gittin sen öyle 1 yıl önce


Yaklaşık 1 yıldır yoğun bir şekilde düşündüm.. İlk günden son güne dek.. İlk sözden son söze dek her şeyi tekrar tekrar düşündüm. “Ben yapabileceğimin fazlasını yaptım ama o ayrıldı”, demesi kolaydı ve 1 yıldır da bunu yaptım. Lakin bu uzun düşüncelerden sonra, realiteden çıkıp ruhani bir boyuta geçmiş olmalıyım ki, bir bütün oldum senle.. Ben sen oldum ve sen de ben.. Bazı düşüncelerim değişti ve bazı şeyleri çok net gördüm.

Ben Dünyanın ve Evrenin gelmiş geçmiş en özel ve en güzel Aşkını bitirmişim. Bunu fark ettim.. Sıradanlaştırma ile her şeyi mahvetmişim. Bunu anca şuan görebiliyorum. Anca şuan derin bir empati kurabiliyorum.

" Her dediğine Evet demekle, her istediğinde yanına gelmekle, sürekli Sevgi cümleleriyle, hiç kıskanmamakla, sürekli hediyeler ve süprizlerle aslında ben bir Robota dönüşmüşüm. Aşkın ve sevgide olan tadı tuzu koymamışım yemeğe. Arada heycan olması için kıskanıp, küsüp yahut kızmamışım. " #

Zenginlerin hayattan bi amaçı olmayışı gibi olmuş ilişkimiz. Sorunsuz lakin çok sıkıcı. Mükemmel ama çok Monoton ve öldürücü derecede Sıradan. Evet bunu fark etmem biraz geç oldu ama şuan sana hak veriyorum artık.. bu 1 yıl içinde çoğu zaman sana kızmıştım neden ayrıldı ki diye ama şuan gerçekten anlayabiliyorum.

Nede güzel gittin sen öyle 1 yıl önce…

Sen haklıydın, ben Mükemmeldim… #


Bazen 1 yıl beklersin, 1 yıl boyunca arkadaşların aslında onun neden böyle yaptığını ve sevenlerin neden üzüldüğünü anlatır durur. Ama sen o kadar Saplantı haline getirirsin ki onu bu gerçeği göremezsin. İşin kötü tarafı ben buna benzer bi olayı lisede ve ilk üniversitemde yaşamıştım. 4 yıl boyunca seni istemeyen birine körü körüne bağlanmıştım. Peki hani o bana ders vermişti. En güzel yıllarım: 15. 16. 17. ve 18 yaşlarım karamsarlık içerisinde geçtiğinde her o anımı düşündüğümde isyanlar içerisinde salaklığıma küfür etmemişmiydim.
Ee şimdi niye başka birini hiç farkında varamadan 1 yıldır bekliyorum.

Bazen 1 yıl bekleyip sana dönmesini beklerken hiçbir şeyi duymaz kulakların, kapar gönlün tüm algılarını. Ama gelir bir fotoğraf dağıtır geçer o algıları. O 1 yıl boyunca bi gün bile aklından çıkarmadığın kişinin omzunda başka birinin elini görene dek..

Bazen 1 yıllık bekleyişi 1 fotoğraf durdurabilir. Aslında hep durmasını istedim içten içe. Sadece anılarım ve yaşadıklarım çok tatlı gelmişti ve hayallerimde onu öldürmek istememiştim. Bunu şuan anladım.
Hani çok severek izlediğiniz bir filmin en güzel sahnesinde altınıza bile edecek kadar sıkışsanız dahi gidemezsiniz ya tuvalete, işte benim olayda aynen böyleydi. Gitmeniz/bırakmanız gerektiğini bilirsiniz ama o sadece sanal olan filmi sırf o an size güzel duygular hissettiriyor diye bırakıp gidemezsiniz ya..

1 yıl farkında olmadan duygularımın esiri olmuşum. Şuan o fotoğrafla gelen Özgürlüğü hissedebiliyorum. Şuan daha bi Özgür daha bi Rahatım.

Onu hala Mutlu etmeye çalışmıyorum artık.. Ne yapıyor, yada ne yapacak diye düşünmüyorum artık.. Ohh bee..

Dünyada Mutluluğu hak eden onca İnsan varken neden bir insanda takılı kaldım ki ben. Tüm insanların hakkını yemiş olmuyor muyum böyle.. Bundan önemlisi nasibime haksızlık etmiş olmuyor muyum.. Bir yerlerde, zihnen ve fiziksel olarak hazır olduğumuz bir anda karşılaşmamızı neden engelliyordum ki bu zamana kadar.

Kişisel Farkındalık” eğitim Seminerleri veriyorum güya ama bu Aşk görünümlü saplantının şuan farkına vardığım için bi yandan üzülüyorum bi yandan seviniyorum..

Üzülüyorum çünkü, bu zamana kadar koskoca 1 yılı boşa geçirmişim..

Seviniyorum ki Bugün artık Mutlu ve Huzurlu olacak geri kalan Hayatımın ilk günü..

Artık son nefesime dek, gerçekten isteyen her insanın hayatına büyük Mutluluklar getirmek için elimden gelenin fazlasını yapacağım. Beklentilerimi sıfıra indireceğim ve insanlara yardım ettiğinde bir karşılık olarak “Teşekkür”ü bile beklemeyeceğim. Biliyorum ki Beklentiler her zaman yaralar.

İyiliği yapıp gideceğim. Tıp ki bir masal perisi gibi.. Sihirli bir asam yok belki ama Pozitif düşüncelerle bezenmiş harikalar diyarında yaşayan bir zihnim var. Ve tüm insanlara yardım etmek için can atan büyük bir Tutkum.

Hayatın yaşanası harika bir yer olduğunu hissediyorsam ve bundan eminsem,

Dünya yarılsa ben düşüncelerimden vazgeçecek miyim sanki !..



Varlığım ve tüm Sevgim, ihtiyacı olan herkese Armağan olsun…

Polisten 356 TL Ceza yerine İltifat ve Övgü

Sıcak Sıcak bi olay daha.. Yönetim kurulu Başkanı ve Yöneticimiz şirketimizden (Konyaaltı cad.) Migros’a kadar gidip bir şey almamı rica etti. Tamam, dedim hem banada bi değişiklik olur diye hazırlanıyorken ofisimizde değerli bi ablam dedi, “al benim arabayla git” diye.. Dedim, “3 yıllık ehliyetim var ama çok sık kullanmadım” demeye kalmadan, “olsun yaa” al git benim arabam ufak zaten 2 dk ya gider gelirsin, dedi. Abim bile bana güvenip kendi arabamızı vermezken ofisten bi ablamızın bana arabasını vermek istemesi beni bi Mutlu etti, değerli olduğumu hissettim.. ve bi yandan da Mutsuz etti. Ailem tarafından da bu derece güvenilip, sevilmek isterdim.

Atladım Bianchi’me, açtım yine Müziğimi düşünceler ve hayaller ve anılar eşliğinde yolumu alırken yine bi Kırmızı ışık yandı ve ilk duran araba Polisti. Karşı yola, yan yola bakarak kontrollü ve hızlı bir şekilde polisin yanından geçtim ve yoluma devam ettim. Genelde Polisleri görünce Hızlı ve Kırmızıda geçme isteği duyuyorum içsel olarak. Bilinçaltımda Polislere olan bi tepkim bu sanırım..

500 mt gittikten sonra bi Anons, “diuwww” diye ses ve yanımda polis arabası belirdi. Telefonumu çıkardım ve Müziğimi kapattım.. Yavaşça otomatik olarak cam açıldı ve

Ben--- Evet buyur abi, dedim..

Polis+ Kimliğini ver.

--- Cüzdanı ofiste unutmuşum abi.. ama Tc mi ve kimlik bilgilerimi ezbere biliyorum, söyleyebilirim..

+ Sen nerde çalışıyorsun ?
--- Gelişim Merkezinde çalışıyorum abi..

+ Kırmızıda neden geçiyorsun peki, dedi
--- Ben yeşilde geçtim abi.. Ben motorlu bir taşıt olmadığım için araçlara kırmızı yanarken, yayalara yanan yeşil tarafından geçtim ben..

+ ama diğer arabalara da yeşil yanıyordu ?
--- abi ben onları gördüm onlar bekliyordu daha, sizinde olduğunuzu da gördüm ve kontrollü bir şekilde yayaların yeşilini kullandım. Zaten arabalar beni araçdan saymıyorlar ki, sürekli önüme kırıyorlar.. Napim yapcak bişey yok..

+ Senin geleceğin parlak, büyük işler başarıcaksın..
--- (tatlı bi gülümseme eşliğinde) teşekkür ederim abi..

Şaşırdım.. Böyle bi cevap beklemiyordum valla.. Ama güzel oldu, içimden geçen olmasını istediğim en güzel şey buydu.. ve oldu.. =))


Normalde uyarı bi sözü, yahut bi tavsiye ya da bi ceza beklerken,
Sonuç,

Kırmızı ışık ihlali= 140 TL
Çevrenin güvenliğini tehlikeye atmak= 154 TL
Kimliksiz dolaşmak = 62 TL
Total de, 356 TL ceza ödemem gerekirken, pozitif bir övgü ile uğurlanmak..

İletişimin Gücü..
Teşekkürler Kişisel Gelişim, iyiki varsın.. =))

Şehirlerarası Otoyolda, Çikolatalı Manyak

Gece yarısı, soğuk otobanda, tekeri patlak bisikletiyle, az önce kan vermiş, 6 km uzaklıktaki evine gitmeye çalışan, ve aynı anda da hiçbişey olmamış gibi çikolata yemeye çalışan bi manyak...
Evet, o Benim.. =)) :p


Sabah yine her sabah gibi Enerjik ve Mutlu bir şekilde uyanıp, en sevdiğim işim, tutkum olan Gelişim Koordinatörlüğünü yürüttüğüm Kişisel Gelişim merkezime gittim.. Günlük işleri tamamladıktan sonra, akşamda Şirkette olan Haftalık Güncel Eğitime katıldıktan sonra gece 9 gibi eve geldim.. Bisikletle gidip geldiğim için bi yandan Mutlu, bi yandan Çevreci ve bi yandan da Terliyim..

Yemeğimi yiyip, e postalarımı da kontrol ettikten sonra, Sadece bi tane izlediğim dizi “Yalan Dünya” karşısına geçtim ve kanepeye uzandım. Ve uzandıktan 2 dk sonra bi msj:

-        Merhaba, numaranızı …’dan aldım, Yarın Ameliyata giricem ve A Rh (+) kana ihtiyacım var. Akdeniz Üniversitesinde bu kan mevcut olmadığı için sıkıntı çekiyorum, kan verebilir misiniz bana ?..

Yüzümde tatlı bi tebessüm ve mutluluk.. Nefes alışımla birlikte Huzurla dolan akciğerlerimde ki Mutluluğu şuan tanımlamak imkansız..
Bunun sebebi de, kanapeye uzanmadan önce Yüzümde, boynumda ve sırtımda çıkan Sivilcelerin sıkıntısı nedeniyle, aylardır geçmemesi ve artması nedeniyle bi düşünce belirmişti zihnimde..
- ya bi ara Doktora gidip Kan değerlerimi ölçtürmeliyim ? ya kötü bişeyse bu..

Daha sonra bunu kendi zihnimde kapatmıştım, “ya geçer işte”, “hem ne ara gidiceksin ki”, vs. derken bu “Kan Verir misin ?” msj ı ile isterseniz Evrenin bana güzelliği diyin, isterseniz Yüce Rabbim’in harikalığı deyin düşüncelerimin mutluluğa dönüşmesini hissettim o msjı okurken..
Bu muazzam bişeydi.

Sizede olur mu bazen, aklınızdan geçirdiğiniz bi isteğinizin siz daha o düşünceyi bitirmeden pat diye gerçekleştiğini gördüğünüz..
İşte bende bu son 2 yıldır her düşüncemde oluyor. Ve böyle yaşamak anlatılamaz müthiş bi duygu.. Şuan bu duyguyu ifade etmeye çalışırken bile gözlerim yaşarıyor yaa..
Halleluyah / Şükürler olsun..

Telefonla aradım dedim ki:
-        tabikide Seve Seve veririm, adres verin, şuan Nereye geleyim ?

Şaşırdı ilk başta. Böyle içten ve pozitif ve istekli bir cevap beklemediğini söyledi.. Neyse atladım bisikletime gittim Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesine bisikleti kitledim ve kapıya doğru yürüdüm. Telefonu çıkarttım ve tam arıyacağım, karşıdan Onca insanın arasından masum, heycanlı ve gözlerinden değişik bir Enerji saçan bir kız geliyor. Yoğun bi şekilde kanımı vereceğim kişinin o olduğunu hissettim ve telefonla aramadan o kızı durdurdum ve o bişey demeden dedim, “Ben geldim.”

Daha önce böyle bişey hissetmemiştim ama kendimden emindim onun olduğundan. Buna isterseniz his deyin isterseniz, enerji diyin. Telefonda konuştuğu gibi heycanlı, tezcanlı, çok masum ve çok temiz bir Varlık..

Çok teşekkür ederim, ya çok iyi bir insansınız, diyerek hızlı hızlı ve telaşlı, ürkek bir Ses tonu kaplamıştı tüm bedenini. Bense bir insana yardım edeceğimin huzuru ile o kadar Mutlu ve huzurluydum ki, onun tezcanlı enerjisiyle benim huzurum büyük bi sinerji oluşturdu.

Kan vermek dünyanın en Harika bir şeyidir. Herkeslere öneririm. Kan vererek önce kan değerlerine bakıldıktan sonra bi Ünite kan ile yenilendiğini, yaşamına bir anlam geldiğini hissedeceksiniz.. Kendinizi değerli hissetmenizin yanında, bir insanın hayatına pozitif bir dokunuşta bulunmanın huzurunu da tüm hücrelerinizde hissedeceğinize eminim..

Benle birlikte Teyzesinin Kuzeninin oğluydu sanırım böyle uzaktan bi akrabası da benimle birlikte kan verdi o an. O masum, tezcanlı kız akrabasına değil bana 2 çikolata ve bi Meyve suyu almış. Çikolatalar en sevdiğim olan “Çokonat”dı. Nasıl tesadüf ama…
Çokonat deyince şu sloganlarını söylemeden kendimi alıkoyamıyorum üzgünüm bunu söylemem gerek:


Kan merkezinden çıktık ve hastane içinde en merkezi noktada 2 tane sandalye bulduk ve oturduk. Ben Hiç tanımadığım ve orda tanıştığım birine kan vermenin mutluluğunu yaşarken, o da hiç tanışmadığı ve orda tanıştığı birinden Karşılıksız Kan almasının huzurunu ve şaşkınlığını yaşıyordu.

2 saate yakın konuştuk. Sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi bi o anlattı, bi ben anlattım. Konuşmalarında da karakteristik özelliği olan masumluk, dürüstlük, tezcanlılık ve heycanı hissedilebiliyordu. Anlattığı ve anladığım kadarıyla Dış Referanslı (çevreden onay bekleyen) bir yapıya sahiptir. Ve bunun neticesinde bana sordu..
- Tanıdığın kadarıyla ben nasıl birisiyim ?..

Gülümsedim ve Dış Referanslı olmanın bazen insanı üzebildiğini anlattım. Ve Konu konuyu açtı ve nasıl olduğunu anlatamadım..

Şuan burada söylemek istedim nasıl birisi olduğunu..

+ Hissettiğim kadarıyla gerçekten olabildiğince Masum ve tertemiz birisiydi.
+ Minik tatlı çocukların heycanlı heycanlı bişeyler anlattığı gibi heycanlı ve hızlı cümleleri olan tezcanlı birisiydi.
+ Hayatı dış referanslı – çevrenin düşüncelerini ve sözlerini çok önemseyen birisiydi lakin içindeki İyi niyetle tüm evreni değiştirebilecek pozitif bir enerjiye sahip birisi..
+ Hayatta kötü tecrübeler yaşayıp, dürüstlüğün ve doğruluğun ne demek olduğunu bilen iyi bir insan.
+ 20 yaşında Gerontoloji gibi zor bir bölümü kazanıp, Hayatında büyük şeyler başarabilecek potansiyele sahip kalbi temiz güzel bir insan..
+ Yaşına, tecrübesine oranla davranışlarının ve düşüncelerinin büyüklüğünü ve hayata verdiği anlam dolu enerjiye sahip müthiş bir insan..

Seninde hep dediğin gibi, İyiki tanımışım seni…

Verdiğim Kanın tüm negatif düşüncelerini ve mutsuzluklarını giderip, huzurlu ve mutlu hisselerine dönüşmesi dileğimle..

Yardım etmek Can yakmaz…

Neyse sosyal Mesajıda verdikten sonra anlatmak istediğim şeyi paylaşayım artık.. Kanı verdim, konuştuk ve ayrıldık.. Sonra ben bisikletime gittim, 2 kolumda sızlıyor. Birinden Kan aldılar birinden de Kan değerlerime baktılar. Bisikletimin kilidini açtım ve ne görsem iyi…

Ön teker patlak…

Ve ilk verdiğim tepki büyük bir kahkaha ile “Teşekkürler Evren” cümlesiydi.. =))

Gece Saat, 23.36..
hava Soğuk,
Cebimde 2 Çokonat ve bir Meyvesuyu,
2 kolumda sızlıyor ve mor,
Bisikletimin tekeri patlak ve
Ev 6 km uzaklıkta…

Normal bir Zihnin düşüncesi ilk olarak şunu düşünürdü diye düşüyorum..
-        ya off, ne yapcaz şimdi, bütün aksiliklerde beni buluyor, kan da verdim onca yolu nasıl gidicem..

Ama size gerçekten benim ilk düşüncemi söylüyorum…
-        Süper yaa.. Kolum sızladığı için bisikletimi sürmemem gerektiğinin bir Mucizesi olarak bana bir fırsat verildi. Eve kadar o uzun yolda istediğim her şeyi özgürce ve sakince düşünmem için güzel bir fırsat daha.. Gecenin bu vakti böyle güzel fırsatları değerlendirmek harika olacak…

Kimisi Pollyannacı diyebilir, kimisi bakış açısı diyebilir ama ben diyorum ki bu Hayatın bi gerçeği.. Her zaman şuan inandım..
“Her krizde, her olumsuzlukta, her engelde görülmeyi bekleyen kocaman bi Fırsat vardır.”

Gecenin bi yarısı olduğu için soyulma ihtimalim vardı, tecavüze uğrama ihtimalim vardı.. İşin kötüsü kan verdiğim için güçsüzüm ve böyle olacak bi durumda karşılıkta veremeyeceğim.. :D

Bu işi daha da güzelleştirdi, daha da heycanlı yaptı..
Otobandan gitmeyi düşündüm hemen ve otoyola çıktım.. Kenardan kenardan arabaların vınnnnn, sesleri yanında far şovları eşliğinde yavaş yavaş bisikletimi itiyordum.

Çıkardım Çokonatımı, açtım meyve suyumu yiye-içe gidiyorum.. O an ki Mutluluğumu tarif edemem ki.. Buna kelimeler yetmez resmen..
Gecenin 00.00’ında benim soğuk, güvensiz ve o uzun yolda ki Huzur ve Mutluluğum, evlerinde sıcacık, güvenli kanepelerinde oturan insanlarda yoktu. Bundan emindim..

Çünkü ben An’ı yaşıyordum.. Ne yarını düşünüyordum o anda, nede bisikletimin tekerinin neden patladığını.. Sadece elimde ki şartlarla (çikolata, patlak teker ve temiz hava) en iyi şekilde nasıl keyif alabilirim buna odaklanmıştım.

Ve öylede oldu. Hiçbir sorun olmadan eve vardım ve bu anımı hemen yazmalıyım dedim.. Lakin bunu anca 1 hafta sonra satırlara dökebildim.. Bunun için öncelikle herkeslerden özür dilerim.. Sonra da eğer ufak bi Tebessüm bile ettiyseniz bunun içinde teşekkür ederim..

Mutluluğunuz Mutluluğumdur.. =))